27 Şub 2013

FRENCH MANİKÜRÜ FRANSIZ MI?

Gönderen DİDEM KILIÇ zaman: 22:39

FRENCH MANİKÜRÜ FRANSIZ MI?

            Fransızlar, kişisel görüntüye dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu, kör göze parmak şeklinde bilerek yaşayan kimseler olmuşlardır. Dilden dile dolaşan; "Fransızlar ayda bir yıkanıyorlarmış, kokuları hissedilmesin diye de parfümü icat etmişler" önermesi, bir efsane mi yoksa gerçek mi tam bilemiyoruz. Tıpkı buna çok benzer bir önermenin French Manikürü için gerçek olup olmadığını bilemediğimiz gibi. Önerme şu; "Fransızlar çok pis insanlar olduklarından, şu anda French Manikürü olarak adlandırılan manikür çeşidini, tırnaklarının içlerindeki pisliği kapatmak için bulmuşlar."
            Fransızlar artık bir sebepten ötürü bu manikürü icat etmişler. O zamanki French Manikürü ile günümüzde kullanılan manikür arasında çok büyük farklar yok aslında. Durum ortada; tırnakların uçları beyaza, kalanı da çok açık pembe tonda boyanır. Bu yöntemin 1920'li ve 1930'lu yıllarda maksimum seviyeye ulaşan popülaritesi, zamanla bambaşka türler ortaya çıkınca yok oldu. Ta ki 1975'e kadar.
            O dönemde Hollywood çok hareketliydi. Zamanın şartlarına göre inanılmaz bütçelerle, çok büyük film yıldızlarının boy gösterdiği filmler çekiliyordu. Bir de renkli filmlerin yapılmaya başlandığını düşünürsek, kamera önündeki görüntünün önemi, herşeyin (bazen oyunculuğun bile) önüne geçiyordu. Siyah-beyaz filmlerin bir çok yıldızı, yüzlerine renk gelince iş bulamaz olmuşlardı. Oyunculara ek olarak yapımcılar için de çok zorlayıcı olmuştu bu durum. Dekorların, kıyafetlerin renkleri önemli hale gelmiş, oyuncular için çeşit çeşit kostümler ve makyaj ürünlerinin hazır edilmesi gerekmişti. Erkek oyuncular idare ediyorlardı ama kadın oyuncuların sıkıntıları çok büyüktü... Kıyafetlerine uygun makyaj yapılması gerekiyordu ve bir günde belki de 5-10 farklı kıyafetle çekim yapmak zorunda kalıyorlardı.
            Yapımcılar ve yönetmenler bu olayı çözmek için çıkar yol aramaya başladılar ve imdatlarına Jeff Pink yetişti. Ondan istenen şey; kadın oyuncuların dolaplarındaki kıyafet çeşitliliğine uygun, maliyeti düşük bir tırnak önerisi getirmesiydi. Öyle bir şey sunmalıydı ki, her kıyafete ve tarza uygun olmalıydı. Adam düşündü taşındı ve en basit fikirle ortaya atladı: Her tarza en uygun tek tırnak, doğal tırnaktır! Ama bunu yönetmenlere söyleseydi işsiz kalırdı. Hemen, eskiden Fransızların kullandığı yöntemi modernize etti. Uçları yine beyaz oje ile boyadı ama kalanını pembe yerine şeffaf ve parlak bir cilayla kapladı. Herkes sonuçtan memnundu.
            Jeff Pink, bu numarasını da yanına alarak Paris'e gitti. Paris, her zaman olduğu gibi o zaman da modellerin, stilistlerin ve tasarımcıların en kusursuzlarını barındırıyordu. Manikürü gösterdi onlara ve herkes çok sofistike buldu. Uçakla Amerika'ya dönerken, yeni ürünü için isim düşünmeye başladı. Çok zorlanmadan, Paris'teki yeni arkadaşlarına selam çakarak ismini French Manikürü koydu.
            Gerisi zaten bildiğiniz gibi, French Manikürü, tırnak deyince kırmızı oje ile birlikte ilk akla gelen şey oldu. Haftada beş gün 9-18 çalışan kadınların da, ilk buluşma heyecanı yaşayan kadınların da, gelinlik içindeki kadınların da sürekli kullanabildiği üst düzey bir buluş. 

1 yorum:

beyaz kedim dedi ki...

Fransızlara pis demeyelim ama zamanın şartları, savaşlar, saraylarda evlerde alt yapının olmaması ve hastalıklar insanları daha az yıkanmaya itiyordu. Bu yüzden sık sık temizlenebilen insan zengin insandı aslında. o yüzden peruklar ve parfümler bir anda yayıldı.

Yorum Gönder

 

BİR OJE DİYARI Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review